Şaban Tat, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bilindiği üzere; Türkiye 'de kalıcı yaz saati uygulaması, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 7 Eylül 2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile başladı. Kararda "27 Mart 2016 Pazar günü saat 03.00'ten itibaren bir saat ileri alınmak suretiyle başlatılan yaz saati uygulamasının, her yıl, yıl boyu sürmesi kararlaştırılmıştır" denilmişti. Uygulamaya karşı dava açıldı ancak idari mahkeme ve Danıştay 10. Dairesi davayı reddetti.Bunun üzerine karara itiraz edilip üst mahkemeye başvuruldu. Davayı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 697 sayılı yasaya göre Bakanlar Kurulunun böyle bir karar vermeye yetkisi olmadığı vurgulayıp 14 Eylül 2017'de kararın yürütmesini durdurdu. ‘İleri saat’ uygulaması, 2 Ekim 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan kararla kalıcı hale geldi. Cumhurbaşkanlığı kararında, bütün yurtta uygulanan mevcut ileri saat uygulamasının (tüm yıl yaz saati, GMT+3) her sene, yıl boyu sürdürülmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ İLE İLGİSİ YOK 

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri şehit mezarlarını ziyaret ile başladı 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri şehit mezarlarını ziyaret ile başladı

Bu karar ile birlikte; seçilen saat dilimi 45. doğu meridyeni yani Iğdır'dan geçen Türkiye'nin en doğusundaki meridyen seçilmiş olduğu için ülkemizin büyük bir kısmı karanlıkta kalıyor. Toplumsal desteği olmayan ve israfa yol açan bu uygulamada neden ısrar edildiği mutlaka aydınlatılmalıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bir an önce yıllardır açıklama gereği duymadığı İstanbul Teknik Üniversitesinden akademisyenlerin hazırlamış olduğu raporunu ve ayrıca uygulamanın sonuçları ile ekonomiye etkilerini içeren sağlıklı ve doyurucu bir çalışmayı kamuoyuna açıklamalıdır. Daha karanlık ve soğuk bir sabaha uyanan yurttaşların daha fazla enerji tüketeceği gerçeği, hangi bilimsel verilere dayanmaktadır. Uygulamanın ilk döneminde 2016'nın Kasım ve Aralık, 2017'nin Ocak, Şubat ve Mart aylarının elektrik tüketimleri etkilenmiştir. O dönemki hesaplamalara göre; söz konusu dönemlerde bir önceki yılın aynı aylarına göre; elektrik tüketiminde yüzde 6,5 düzeyinde artış yaşandığı tespit edilmiştir. Gerek pandemi etkisi gerekse de mevcut yıllardaki üretim artışının bu farkı açıklamaya yetmemesi nedeniyle ilk aşamada yapılan bu çalışma önemli bir veri sunmaktadır. Toplum üzerindeki psikolojik etkileri bir tarafa bırakıldığında, uygulamanın can, mal ve trafik güvenliği açısından sorunlu olduğu uzmanlar tarafından da birçok platformda gündeme getirilmiştir. Ayrıca, nüfus yoğunluğu açısından olduğu kadar mesken, ticarethane ve sanayi tüketimindeki talebin yüksekliği bakımından da uygulamanın enerji verimliliği ile ilgisinin olmadığı açıktır"

ENERJİ TÜKETİMDE ARTIŞA NEDEN OLDU 

Başkan Tat, ayrıca, uygulamanın toplumsal ve psikolojik etkileri yanında enerji tüketiminde de artışa neden olduğunu belirtti. Özellikle konutlarda aydınlatma ve ısıtma ihtiyacının arttığını dile getiren Tat, "Gün ışığı olmadığı için konutlarda aydınlatma ve ısıtma için fazladan enerji tüketimi söz konusudur. Öğrencilerin gece karanlığında yollara düşmesi, trafiğin karanlık saatlerde yoğunlaşması gibi toplumsal ve sosyal sorunlara da yaşanmaktadır. Kış saatine geçilmemesinin toplum sağlığı üzerine olumsuz etkileri de muhakkak ki dikkate alınmalıdır. Güneş ışığından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacıyla uygulanan "yaz saatinin, kış aylarında da sürdürülmesinin enerji tüketimi açısından hiçbir ekonomik getirisi olmadığı gibi biyolojik saatin bozulması nedeni ile insan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri vardır. Toplumda depresyon, dikkat dağınıklığı, metalik sorunlar başta olmak üzere pek çok hastalığın yanı sıra kazaların artışı, bu sağlık sorunları ile ilgili hastalık, ölüm ve sakatlıkların da artışı anlamına gelir. Yetkilileri, toplumun sağlığı ve geleceği üzerine etkileri olabilecek böylesi kararları alırken çok yönlü değerlendirmeye ve insan sağlığını her şeyin önünde bir değer olarak ele almaya davet ediyoruz. Sonuç olarak; Enerji talebinin henüz güneşin ışımadığı saatlere çekilmesine yol açan uygulamadan vazgeçilmelidir. Enerji maliyetlerinin arttığı, derinleşen bir ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde, konut faturalarının üzerindeki bu ‘gereksiz’ yükün kaldırılması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Başta batı illerimiz olmak üzere ülkemizi, kelimenin tam anlamıyla "gece karanlığında" bırakan bu uygulamanın kaldırılması çağrısını bir kez daha dile getiriyoruz. Bir an önce gerek ekonomik gerekse de sosyal ve kültürel olarak yakın ilişkide bulunduğumuz ülkelerdeki gibi tekrar yaz saati kış saati uygulamasına geçilmesi mevcut duruma göre çok daha olumlu sonuçlar doğuracaktır dedi.HABER MERKEZİ 

Editör: Antalya Saati